Mimari Yarışmalar

Mimarlık yarışmaların güvenilirliğini ölçmek için birilerinin gücü yetse de…

Gündemdeki bir yarışma için mevcut jüri ile aynı kalitede ikinci bir jüri oluşturulsa. Birinci jüri sonuçları belirledikten sonra  ikinci jüri değerlendirmelerini yapsa.

Mansiyonlar, satın almalar bağlayıcı değil, lafımız yok… Ama bu yarışmalar güven verecekse birincilerin aynı proje çıkması gerekir değil mi?…

Birinciler aynı proje çıkar mı ki?..


Sinirli Meslektaşlarımıza…

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin yayınladığı aşağıdaki döküman ders niteliğindedir. Meslektaşlarımızın üşenmeyip satırı satırına okumasını tavsiye ederiz.

Yazılanları abartılı bulanlar bizden değildir. Bu hakları arayanlar mimarlık mesleğini hakettiği yere götürecektir.

Özel Sektörde Ücretli Çalışan Mimarlar “Çalışma Yaşamı” Kılavuzu


Mimarazzi ile Sohbet

"İkimiz de mimarız şu sohbet ettiğimiz mekana bak. Ayıp be."

Merhaba Mimarazzi
Merhaba Sinirli

Hoşgeldiniz. 2 hafta öncesine kadar pek bir gümdemdeydiniz, kısa bir sohbet edelim istedik.
Buyrun bizim için zevk.

Mesleğiniz?
Mimar.

İç mi dış mı?..
(Sessizlik)

Şaka şaka.
Sinirli olduğunuz kadar şakacısınız da.

Sormayın. Nasıl başladınız?
Siz başlattınız, biz de insanların devam etmesi için ortam oluşturduk. Gördük ki binlerce mimar sizin açtığınız yoldan ilerlemek istiyor.

Mimarlık sektöründe birşeylerin düzeleceğine inanıyor musunuz?
Evet, gerekli hazırlıklar ve organizasyon yapılırsa, kimse yalnız olmadığını hissederse düzelebi..

NAH DÜZELİR!
Sakin…

Büroların değil mimarların düzelmesi gerekiyor Mimarazzi anlamıyor musun? Mimarlar üç kuruş maaşa bu koşullara tahammül ettikçe patronları nasıl suçlayabilirsin ki?
Doğru. Hak veriyoruz. Mimarlara önemli görevler düşüyor.

E-niye kapattınız madem? Autoban’ı “Otoyol” yapıp, devam etseydiniz? Ne bileyim, “Emre Oralet Mimarlık”, “Kabanlıoğlu Architects“?
İçerik sansürlemenin hiç bir ofise faydasının dokunmayacağını göstermek istedik. Ayrıca bizim de eksiklerimiz vardı. Daha sistemli ilerlemek istiyoruz, hazırlıklarımızı yapıyoruz.

Site kapatıldıktan sonra nasıl tepkiler aldınız? Arkanızdan çıkacak böyle bir desteği bekliyor muydunuz?
Böylesi ortak bir tepkiyi doğrusu beklemiyorduk. 100’lerce meslektaşımız dışında, sektörel yayıncılardan, akademisyenlerden ve 10’larca patrondan “çok iyi iş çıkardınız, çok gerekli bir gündem oluşturdunuz, devamını bekliyoruz” çerçevesinde yorumlar aldık.

2-3 twitter komiği dışında karalama da almadık. Sektörde çalışmayıp kendini yazar ilan eden, ahkam kesen 1-2 ablanın sataşmalarını (eleştiri değil) gördük … Sonra ne olmuştu ya?… Hah, Youtube’da “Burhan Altıntop çok komikkk” videoları vardı onlara dalmışız. Vaktimiz çok değerli.

Facebook’ta “Autoban bana da tebligat gönder” grubunu gördünüz mü?
Evet gördük, çok güldük.

Size ahkam kesen, tavsiyeler verenler oldu mu?
Oldu ve kesinlikle onlar sayesinde mimarazzi, mimarazzi oldu. Zahmet edip gönderilmiş her eleştiri için minnettarız. Her gönderilen yorumu uzun uzun düşündük, kararlarımıza yansıttık.

Tebligat nasıl gönderildi?
E-posta yoluyla. “Cuma 16.00’a kadar kaldırmanızı ihtar ediyoruz” dediler. Biz de istedikleri gibi yaptık. Ertesi gün gelen 2. tebligat da “Biz sizin siteyi kapatmanızı istememiştik ki” gibi bir satır da vardı. Firmaya yağan tepkilerden büyük rahatsızlık duyduklarını, siteden Autoban ismini kaldırmamızı istediler, maddi manevi tazminat, falan filan.

Biz de uysal çocuklarız, kaldırdık.

Üyelik konusu? Sosyal medya ortamlarında bu konuyla ilgili talepler geldi. Neden düşünmediniz?
Çünkü öncelikli amacımız insanların güzel yazılarını takip ettirmek değil. Çekincemiz şu ki popülerlik içgüdüsü, olur olmadık yorumlar biriktirebilirdi. -Tam anonimlik- dürüstlük getiriyor. Yaptığın yorumdan dolayı sansasyon yaratamıyor, bir karakter oluşturamıyorsan, doğru ve gerçekleri yazmanın ötesine neden geçesin ki? Kim uğraşır?

Yazıların altına konacak bir “username”, mimarazzi içeriğinin mantığını değiştirecekti.

Şöyle de birşey var. Rumuz verirsek e-mail adresi de almak zorundayız. Bunu yaptığımızda da “anonim” kavramından uzaklaşıyoruz.

Üyelik ismi; açık vermek konusunda da çekinceler yaratacaktı. Bir kişinin hangi üç firmaya yorum yazdığından kim olduğuyla ilgili çözümlemeler rahatlıkla yapılabilirdi…

Mimarazzi’ye bu denli katılımın olup samimi görüşlerin paylaşılması bu derin anonim yaklaşımından kaynaklanıyor. Arkitera forum başından beri username’le çalışıyor (1-2 sene öncesine kadar TC Kimlik No bile istiyordu). Kendini göstermek isteyenler orada zaten gerekli diyaloglarını kuruyorlar. Ayrıca seçkin bir okuyucu kitlesi olduğu da şüphesiz.

Biz anonime izin veriyoruz. Anonimin faydasına inanıyoruz. Hepimiz #zurna’nın çocuklarıyız, hepimiz “21mSerseri”yiz

Bu haliyle kötü niyetli kullanıma mahal vermiş olmuyor musunuz?
Biz %95 samimi yorum alabilmek için %5 “kötüye kullanım”ı göze aldık. Eğer yazılanlar bu orandan fazla olsaydı mimarazzi bu yayılımı yapamazdı. Kimse içeride yazılanları ciddiye almazdı. Mimarları küçümsemeyin.

Şu anlaşılsın istemiyoruz, “Mimarazzi çok iyi gidiyordu, önü açıktı, sansürlendi!” gibi düşünmüyoruz. Evet, anonim olmasının bir bedeli vardı ve biz de bunu göze almıştık, o kadar. Mimarazzi’yi var eden de bu yaklaşımdı. Geleceği vardı-yoktu, onu bilmiyoruz.

4 ay sonrası için farklı planlarımız var. Gelen eleştirilerin her türlüsünü ciddiye alarak değerlendiriyoruz. Üyelikse de üyelik.

İçerikleri koruyor musunuz?
Evet. Olduğu gibi. Zamanı geldiğinde kaldığımız yerden…

Neye göre mesaj siliyordunuz?
Belirli kriterlerimiz vardı. Genel anlamda, -sonu olmayan tartışma ve karalamalar-a taviz vermiyorduk. Bir de içeriği okunabilir kılabilmek için başlıklarda -konuyla alenen ilgili yazılar- olmasını istiyorduk.

Sitenin okunabilir olmasının en önemli sebebinin bu moderasyon olduğunu da birçok kişi atlayabiliyor. Moderasyon istemeyenleri 4chan‘e davet ediyoruz.

Nasıl yayıldınız?
Haberlerle değil, tamamen viral yayıldık (hatta Cüneyt Özdemir’in Mimarazziyi gündeme getirmesinden büyük rahatsızlık duyduk). Biz sadece sektör içerisinde kalmak istedik. Bir yandan da mimarlar odası patronlar kulübü gibi, Arkitera patronlar yayını gibi davrandı. Taraf tuttuklarını iddia etmiyoruz, yanlış anlaşılmasın. Sadece anlayamadık. Sizin de dediğiniz gibi Haydarpaşa yangınında bile mimarların gündemi  böylesine değişmemişti. Neden bu kurumlarda hiç gündeme gelmedi merak ettik.

4 ay sonra bizi neler bekliyor?
Çalışıyoruz, hep beraber göreceğiz.

Sitede yazılanlardan başka elinizde birşeyler var mı?
Evet. Ayrıca sizin de akşamları boxer altı siyah çorapla TV izlediğinizi biliyoruz.

Bu iş iyice çığrından çıktı, sizi dava ederim!
Bunun sizin için en iyisi olmayacağını söyleyebiliriz. Sizin gözünüz mü seğriyor?

Grrr…

———
Rutin bir chat sezonunu ana fikri değiştirmeden böylesi bir metne dönüştüren Sinirli ekibine hayranlığımızı ayrıca not etmek isteriz. Herşeye onlar sayesinde başladık. /Mimarlar
Bizim için keyifti, gerisini sabırsızlıkla bekliyoruz.. /Sinirliler


Bahtsız Mimarın Venn Şeması


Haydi Aylaklar Başvuruya

Bugün Arkitera’ya ilgimizi çeken bir ilan daha düştü.

Takım halinde yoğun çalışmayı seven (!?) 2 mimar alıyor, mimari malzemede heyecan arıyorlar.

Bizi kabul edin ne olur! Marsilya kiremit’e heyecanlıyız ve sifonik giderin hastasıyız..

Seveni severler, seveni severler.


Ofis içi dengeler

Tespit 1: Mimarlık bürolarının baskın bir çoğunluğunda hiyerarşi yok, direkt patronun altında çalışılıyor.
Tespit 2: Patronlar personellerinin rekabet içerisine girip daha da fazla köleleşmesinden memnun.
Tespit 3: Türkiye’deki mimarlar’ın küçümsenmeyecek bir kısmı saf.

Hayret 1: Ofis içi kıskançlık ve buna bağlı kölelik ile ofislerin çalışma koşullarını düşüren enayiler var.
Hayret 2: Gerektiği yerde tavrını koyamayıp, rutin koşulları aşağı çekenler var.
Hayret 3: Çalışma arkadaşları zam aldığında, fazladan izin kullandığında, iyi koşullara maruz kaldığında kıskananlar var.

  • Çalışma arkadaşlarınızı kıskanmayın. Birisinin koşullarının iyiye gitmesi, sizinkinin de bir gün iyiye gideceğine işarettir.
  • Patronlar açısından bir haksızlığa maruz kaldığınızda içine girdiğiniz sessizlik (düşük sigorta primi, geciken maaş, çalışılan resmi tatil), bir tek sizin değil, mesai arkadaşlarınızı da mağdur duruma düşürür.
  • Ofise yeni gelen kişi sizden çok maaş alıyorsa sevinin, az maaş alıyorsa üzülün.
  • Patronlarınızla değil, ofis arkadaşlarınızla iyi olun.

İçerisinde hiyerarşi mevcut şirketlerinse dinamikleri bambaşka. Onları konu dışı tutuyoruz.

Kaç lira alıyo acaba?.. Sürtük.


Planlama yapın, açık konuşun.

Şimdi, diyelim yeni bir iş var ve ofiste görevler dağıtılıyor. Bu noktada aşağıdaki sorumlulukların çalışan mimar personele düştüğü kanısındayız.

  • Yapılacak işin detaylıca öğrenilip kapsam/çerçevesinin çizilmesi
  • Sağlıklı ve gerçekçi bir programla, planlama yapılması.
  • Yetişmeyecekse açık bir şekilde; “bu ekiple bu kapsamın, şu tarihe yetişemeyeceği”nin bildirilmesi.

Bu ister bir dekorasyon projesi, ister 3-4 günlük bir görselleştirme, ister fizibilite için prezentasyon, ister 6 katlı bir ofis projesi, ister hakediş hesapları olsun.

Muhtemelen patronunuzun da aklında bir plan olacaktır ve görüşleriniz karşı karşıya gelecektir.

Mütabakata varmadığınız halde “haydi çalışmaya” dendiyse ve siz bu durum 4. kez tekrarlandığı halde sessizliğinizi (ezikliğinizi) koruyorsanız mesaileriniz tamamen sizin suçunuz. Hem kendinizi, hem mesai arkadaşlarınızı, hem de iş maliyetlerini aşağı çekerek tüm bir sektörü aşağıya doğru sürüklüyorsunuz. Bir patrondan karşısındaki tıpış tıpış çalışırken “haydi kızım evine git, bak saat 18.00 oldu mesain bitti” demesini beklemeyecek kadar tecrübeli ve zekiyiz.

Diyelim ki akıllı (normal) bir patronunuz var ve karşılıklı mütabakata vardınız.

Bu aşamadan sonra çalıştığınız saatleri verimli kullanmak ve mesainizi uzatmamak konusunda sizin payınız büyük. Günde 15 kere facebook’a bakıp, twitter’da fink atıp, arkada msn/gtalk açık çalışmaya gayret ediyorsanız, sonrasında da işler haliyle akşamına sarkıyorsa o noktada bir problem vardır. Bu haliyle şirket sahiplerinin tepesine çıkmakta bir fayda görmüyoruz.

Bir gün benim de 200 follower'ım olur mu acaba?


Bu ilana başvuran var mıdır?

Bugün arkitera’da bir ilan daha yayınlandı. Çaresizlik şartlarını göz ardı ederek söylüyoruz;
  • Bu ilana başvuranın yoğun çalışma temposundan şikayet etmeye hakkı yoktur.
  • Bu ilana başvuranın aşırı mesailere ağlamaya hakkı yoktur.
  • Bu ilana başvuranın hayatından beklentisi yoktur.

Autocad, Photoshop programlarına hakim, analitik düşünebilen, B tipi ehliyetli kazlar aranıyor.

“Yoğun çalışma temposuna ayak uydurabilecek” dahi rahatsız edici olabilirken, bu söylem insanları aptal yerine koymaktır.


Çok havalı bir mimarım.

Merhaba ben (diyelim ki) Seden Ersinoğlu. Mimarım. Üniversite hayatım son derece sosyal, etkileşimli ve eğlenceli geçti. 23 yaşındayım ve çok sevdiğim bir mesleğim var. Öyle ki arkadaş ortamlarında mesleğimin gündeme gelmesinden mutluluk duyuyorum. Onlarca disiplinle beraber çalışıyor ve hepsini koordine ediyorum. Tasarım yapmaktan müthiş keyif alıyorum. Para kazanmak için çalışmıyorum. Ben sevdiğim şeyleri yapıyorum, birileri bana para veriyor…

Ama…

Şey…

Offf…

Sigortam, aldığım maaşın çeyreğinden yatıyor…

Zavallının biriyim ben… Kendini ifade edemeyen, taleplerini dile getiremeyen sessiz bir eziğim.

Kafamı sikiyim.


Ortak değiliz, bu samimiyet niye?

Mimar patronların kaydadeğer kısmı. Şimdiki laflarım size…

Sizler zaman zaman süper iş kapatıyorsunuz, çok paralar kazanıyorsunuz ve doğal olarak bu parayı ofisteki personele dağıtmıyorsunuz ya.

Hah. İşte tam bu sebeple, kötü giden işleriniz yüzünden mimarların maaşları da gecikemez, tamam mı? Zaten, şirket veya kâr ortağı olmayışımızın çıkış noktası bu. Senin alacaklarının gecikmesinden, kurumsal beceriksizliğinden veya cahil cesareti girişimlerinden bizim maaşımız niye tehlikeye girsin?

Kafamı attırmayın benim.

Gidin lan. Defolun. Çekin kredi, getirin ofise. Ne faiz ödüyorsan da öde. Riski paylaşacak olacağımızı bilseydik, 4 kat maaş isterdik sizden.

Daha da sinirlendirmeyin bizi, salarız casuslarımızı sektöre, yayınlarız burada ofisleriniz sicilini. Daracık sektör, bakalım bulabiliyor musunuz nitelikli mimar bir daha?